İranlı gazeteci Hayel Müezzin: “Sınırlı bir operasyon kalmaz, bölgesel savaşa dönüşür”
Cenevre’de İran ile Batılı ülkeler arasında yürütülen temaslar devam ederken, Tahran’dan gelen mesajlar diplomatik iyimserliğin ötesinde sert bir güvenlik perspektifine işaret ediyor. Uluslararası haber analizleriyle bilinen İranlı gazeteci Hayel Müezzin, televizyon yayınında yaptığı değerlendirmede hem müzakere masasının ruh halini hem de olası askeri senaryoları yorumladı.
Müezzin’e göre İran, görüşmelere “geri adım atmak” amacıyla oturmuş değil. Nükleer programın tamamen sıfırlanması ya da balistik füze kapasitesinin sınırlandırılması yönünde bir adımın Tahran açısından gerçekçi olmadığını savundu.

“Masada diplomasi var, sahada hazırlık”
Müezzin, Cenevre sürecinin kamuoyuna daha yumuşak bir görüntü verdiğini ancak sahadaki askeri hazırlıkların sürdüğünü belirtti. İran’da analistlerin büyük bölümünün bu görüşmelerden somut bir sonuç beklemediğini dile getirdi.
12 günlük savaş öncesinde de İran ile ABD arasında temaslar olduğunu hatırlatan Müezzin, bu sürecin İran kamuoyunda ciddi bir güvensizlik oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle diplomatik kanallar açık tutulsa da askeri senaryoların güçlü şekilde hesaba katıldığını vurguladı.
Olası saldırı senaryosu: İsrail mi, ABD mi?
Hayel Müezzin’e göre Tahran’da hâkim beklenti, olası ilk hamlenin İsrail’den gelebileceği yönünde. ABD’nin ise sürece sonradan doğrudan ya da dolaylı şekilde dahil olabileceği düşünülüyor.
İran’ın böyle bir durumda “anında ve daha sert” karşılık vereceğini belirten Müezzin, bunun sınırlı bir askeri operasyonla kalmayabileceğini savundu. İran Devrim Muhafızları’nın yüksek hazırlık seviyesinde olduğunu da sözlerine ekledi.
Amerikan üsleri hedef olur mu?
Müezzin, İran’ın daha önce komşu ülkelere resmi kanallardan mesaj verdiğini ve ABD’ye destek veren ülkelerin de “meşru hedef” sayılabileceğini ilettiğini iddia etti. Özellikle Körfez’deki Amerikan askeri varlığının risk altında olabileceğini söyledi.
Bu tür bir çatışmanın sadece İran ile İsrail veya ABD arasında kalmayacağını, bölgesel ölçekte genişleyebileceğini savundu.
Çin ve Rusya faktörü
Müezzin, İran’ın yalnız olmadığını ve Çin ile Rusya’nın Tahran’ı stratejik açıdan önemli gördüğünü belirtti. İran’ın zayıflamasının çok kutuplu dünya düzeni açısından sonuç doğuracağını savundu.
Askeri destek ihtimaline dair ise bunun tamamen dışlanamayacağını ifade etti ancak somut bir garanti vermedi.
Hamaney’e yönelik olası suikast iddiaları
Yayında en dikkat çekici bölümlerden biri, İran lideri Ali Hamaney hakkında ortaya atılan suikast iddialarına ilişkin değerlendirme oldu.
Müezzin, böyle bir adımın siyasi çerçeveden çıkıp ideolojik ve dini bir kırılmaya yol açacağını savundu. Irak’taki Şii dini otoritelerden Ali es-Sistani gibi isimlerin olası bir saldırı durumunda sert dini tepkiler verebileceğini belirtti.
Böyle bir senaryonun zincirleme ve kontrolsüz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
İran halkının tutumu
Müezzin, İran’da son dönemde yaşanan protestolara rağmen dış tehdit algısının toplumda bir “kenetlenme” etkisi yarattığını savundu. İslam Devrimi yıl dönümünde milyonların sokağa çıktığını ve bunun sistem lehine bir mesaj olduğunu ifade etti.
Eleştirilerin varlığını kabul etmekle birlikte, ulusal güvenlik söz konusu olduğunda siyasi farklılıkların geri plana itilebileceğini öne sürdü.
Hayel Muazzez’in Telegram kanalında detaylı analiz
Hayel Müezzin, Cenevre süreci, olası askeri senaryolar ve İran iç siyasetindeki son gelişmelere dair kapsamlı değerlendirmelerini kendi Telegram kanalında düzenli olarak paylaşıyor.
Saha kaynaklarına dayanan analizler, diplomatik kulis bilgileri ve İran iç kamuoyuna ilişkin ayrıntılı yorumlar için Hayel Müezz’in resmi Telegram kanalını takip etmek mümkün.